M.Nüzhet Erman

Anasayfa

Hayatı:

M. NÜZHET ERMAN
1926-1996

28 Nisan 1926 tarihinde İstanbul´ da, Sultanahmet’teki Nahilbent Sokağı’nda doğan Erman, Emniyet Amiri olan babasının görevi dolayısıyla ilköğrenimini Konya´da, orta öğrenimi Siirt ve Isparta´da tamamladıktan sonra liseyi Afyon´da okumuştur. 1944 yılında 10 kişilik Afyon Lisesi Fen Şubesinden 130 üzerinden 128 , Lise olgunluk sınavı sonucunda ise 40 üzerinden 38 alarak mezun olmuştur.

Çocukluğundan itibaren kitaplara ve okumaya olan düşkünlüğünü söyle anlatır:

“TATİL GÜNLERİNDE, GÜNLÜĞÜ BEŞ KURUŞA ÖDÜNÇ KİTAP VEREN VE BENİ TARZAN, MONTE CRİSTO VE PARDAYAN’LA TANIŞTIRAN İZBE DÜKKAN, 10 METREKARELİK KİTAP EVİNİ UNUTMAK MÜMKÜN MÜ ?”

İlkokul ve Ortaokulda o dönemin tanınmış şairlerinden beğendiği şiirleri en güzel yazısı ile şiir defterlerine geçiren ve Çocuk Sesi gibi dergilerde şiirleri yayınlanan Erman, Lise yıllarından itibaren Ülkü, Servet-i Fünun ve Varlık dergilerine şiir yazmaya baslar. O sıralarda Ülkü Dergisi’ni yöneten Ahmet Kutsi Tecer ve Varlık Dergisi’ni yayınlayan Yaşar Nabi Nayır, Erman´ı mektupları ile yüreklendirmektedirler.

“O GÜNLERDE LİSE FUTBOL TAKIMINDA OYNUYOR , 110 METRE MANİALI KOŞUDA FARUK ÜNAL İLE YARIŞIYOR; OKULDA KAĞIDIN BİR TARAFINA TRİGONEMETRİ PROBLEMİ ÇÖZERKEN, DİĞER TARAFINA DA ŞİİR YAZIYORDUM. ŞAİR OSMAN ATİLLA HALKEVİNDEN, KENAN HARUN VE AHMET ARİF OKULDAN EN SAMIMI ARKADAŞLARIMDI” diye anlatır o günlerini Erman.

Erman, Afyon Lisesi’nden mezun olduktan sonra, çocukken geçirdiği ölümcül bir ateşli hastalık sırasında onu iyileştiren Doktor Yüzbaşı Salih Bey’e öykünerek İstanbul Tıp Fakültesi’ne girmek ister. Ancak yurdun her yerinde görev yapabileceğine dair Heyeti Sıhhiye Raporu alamadığı için Tıp Fakültesine kabul edilmez. Hayal kırıklığı ile Ankara’dan İstanbul Teknik Üniversitesi’ne kaydını yaptırmaya giderken:

“BİR ESİNTİ İLE ESKİŞEHİR´DE TRENDEN İNDİM VE KAYITLARIN KAPANMASINDAN AZ ÖNCE MÜLKİYE’YE BAŞVURDUM. SINAV SONUCU 1918 NUMARA İLE YANI 18. OLARAK BU TARİHİ MABEDE YATILI OLARAK ADIM ATTIM” diye anlatır torunları Nüzhet Cem, Hamdi Tunç, Şeminur Müge ve Hande’ye.

Erman, 1947 yılında Mülkiye´den mezun olmuş ve Hukuk Fakültesi fark sınavını vererek Hukuk Diploması da almıştır.

Eskişehir´de trenden inerek eğitimini Ankara´da devam ettirme kararının en büyük nedeni olan, YEŞİL(1948) adlı ilk şiir kitabını ithaf ettiği, uzaktan akrabası Şeminur Aziz ile 1948 yılında evlenmiştir. Demirköy kaymakamı iken oğlu DEMİR (1949) , Akçadağ Kaymakamlığı sırasında ise kızı FİLİZ (1954) dünyaya gelmiştir.

1947 yılında Mülkiye´yi bitirdikten sonra Emniyet Genel Müdürlüğünde 25 Lira maaşla komiser muavini olarak göreve başlamıştır. Sonra sırasıyla Ankara ve Tekirdağ İl Maiyet Memurluğu, Kazan Bucak Müdürlüğü, Demirköy Kaymakam Vekilliği, Güney, Akcadağ, Kızılcahamam ve Altındağ Kaymakamlıklarında bulunmuştur (1947-1960).

1960 yılında Altındağ Kaymakamı olarak Ankara Vali Muavinliğine vekalet etmiştir. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra ise Ilgaz Kaymakamlığına tayin edilmiştir. 30 Temmuz 1960 da atandığı bu görevden 13 Ekim 1960 tarihinde büyük bir hayal kırıklığı ile istifa ederek ayrılmıştır.

1960-1966 yılları arasında Danıştay Kanun Sözcülüğünde, Başyardımcılığında, Anayasa Mahkemesi Raportörlüğünde bulunmuştur.

1966 yılında çok sevdiği idarecilik mesleğine tekrar geri dönmüş ve Nevşehir’e vali olarak atanmış ve 54 yaşında resen emekliye sevk edildiği 1980 yılına kadar sırasıyla Antalya, Rize, Muğla ve Tekirdağ illerinde valilik yapmıştır.

1980 yılından sonra Gazi Üniversitesinde iki dönem İnkılap Tarihi Dersi vermiştir.

Kısa süren rahatsızlığının ardından 11.11.1996 yılında Ankara´da evinde tüm ailesi ve sevenlerini arkasında bırakarak, hayata gözlerini kapamıştır.

Şiirleri 1942 yılından başlayarak Yedigün, İnkılapçı Gençlik, Millet, Kaynak, Ülkü, Varlık, Hisar ve Türk Dili Dergilerinde yayımlanmıştır.

Eserleri hür iradeli, bağımsız, sosyal güvenlik hakkına sahip, sağlıklı ve okumuş insan özlemiyle dolu olan Erman ´in şiirleri kendine özgüdür. Erman, tarihi olayları şiirleştirmiş ve destanlaştırmıştır. Gerek biçim, gerek içerik bakımından şiirlerini ayırt etmek mümkündür. Şiirlerinin merkezinde insan unsuru vardır. Meslek hayatının ona verdiği sorumlulukla birlikte, Anadolu insanını, onların yaşantılarını, onları anlayıp sevmenin, dertlerine ortak ve çare olmanın şart olduğunu anlamıştır.

“İYİ VEYA KÖTÜ, FAKIR VEYA VARLIKLI, HER ZAMAN SEVGİ VE SAYGIYA VE HOŞGÖRÜYE LAYIK OLAN İNSANLARIMIZI ŞİİRLERİMDE BAŞKÖŞEYE OTURTMAM TABİİ KARŞILANMALIDIR” demiştir.

Şiirlerindeki bir diğer özellik de idareci kişiliğine rağmen olayları tarafsız bir gözlemle yorumlayabilmesi, gerektiğinde yanlış bulduğunu rahatlıkla eleştirebilmesidir.

Ölüm yıl dönümü olan 11 Kasım tarihinde Nüzhet Erman adına , ailesi tarafından yapılan düzenleme ile, genç şairleri desteklemek, onların yazın hayatında daha görünür olmasını desteklemek amacı ile, her yıl NÜZHET ERMAN ŞİİR ÖDÜLÜ verilmektedir.

KİTAPLARI:

YEŞİL (1948)

A BENİM CANIM EFENDİM (1958)

ANADOLU 1970 (1970)

GAZI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK (1973)

HEM HÜRRİYET HEM EKMEK (1974)

TÜRK (1990)

HALK HAKTIR (1990)

HER GÜN YENİ DOĞARIZ (1996)

NASREDDİN HOCA – İPE UN SEREN ADAM (2000)