ÇAL KILICINI KEMAL PAŞAM!

<< Dedem Korkut sağ -olsaydı,

gelir destan söylerdi.

Oğuzname niyetine, düzer, koşar,

bunları derdi!>>

I

Açlık, yokluk ve kırım.. Ben: – Mahşer! diyeyim,

Sen de: – Anababa günü!

Dedem Korkut’tan önce ve sonra, kim

Ve hangi yurt gördü, Anadolu’nun gördüğünü!

Çözmek için son kez boynumuza oturan,

O pis, yağlı kördüğümü:

<< – Tanrı bize yol verdi, gider olduk

Bre kafir!>>

Türk Paşaları, beyleri, efeleri, erleri

Birer, birer yetişti.

Görelim Dede Korkut’um, kimler yetişti!

II

– Istanbul’a gel! diyordu, Harbiye’deki Bakan.

– Gelemem, dedi Paşa.

– Hava değişimi al, diyordu Sultan.

– Alamam, dedi Paşa.

– İlle gelmelisin! denince de;

Bitti 8 Temmuz;a kadar sürüp giden oyun 8 Haziran’dan

Ve perde kapandı; sonunda.

Umurundaydı sanki O’nun da!

<

Ve de yiğitliğine,>>

(Yeni bir Türk Devleti kurmak için,

Kayıtsız – şartsız ve bağımsız,

Ulus egemenliğine dayanan),

Silkindi bir geceyarısı yıldız

Ve sırmalarından,

Soyundu başa!

Mustafa Kemal Paşa’nın ardından da, Dede Korkut’um,

Paşalar, beyler, efeler yetişti,

Görelim kimler yetişti!

III

Tut ki bir dolunay, günebakan çiçeği!

Yinelemek için hep yalın ve güzel gerçeği,

Kemal Paşa’ya bakageldi ve

Kıl kadar şaşmadı yönü!

– Kim öle, kim kala!

Deyip bir kenarda beklemedi

Zor günlerin adamıydı ismet Paşa, inönü!

(Yalnız düşmanı değil, kötü talihini de

Yenmek üzere milletin, Metristepe’de):

Çal kılıcını Kemal Paşam, yetiştim! dedi

Ve Dede Korkut’um, yetişti dörtnala!

O’nun ardından öbür paşalar , beyler yetişti.

Görelim kimler yetişti.

IV

Başbaş, yedeksiz ordunun sırtını, bütün gün

Kur’an okuyarak sıvazlayan

Asker babası Fevzi Paşa, dini bütün!

<< Kurmaybaşkanını sormuş Gazi, bir ara,

(Yalanı, günahı anlatanlara!

– Kur’an okuyor efendim! demişler.

– Yandık Allah’a kaldıysa işler!

Diye düşünmüş olacak

Ki; – Çağırın! demiş; bulup getirmişler.

Bir komutan, demiş, Fevzi Çakmak,

Yedeklerine güvenerek savaşır. Bir tek

Neferim yok halbuki benim, yedek!

Senin itibarından ibaret bütün yedeğin

Paşam, senin itibarından!

Onun korunması için de Kur’an

Okumaktan başka ne yapabilirim?

Diyeceğim: << Birbirine koyulduğu çağda

Bey yiğitlerin, kahramanların>>, anadan

Doğma kurmay Fevzi Paşa da:

– Gün ola, hayır ola!

Diyerek beklemedi.

Çal kılıcını Kemal Paşam, yetiştim! dedi

Ve yetişti dörtnala!

<< Alp yiğitler savaş günü kaygılanır mı hasmından!>>

O’nun ardından da paşalar , beyler

Ve efeler yetişti.

Görelim, Dede Korkut’um, kimler yetişti!

V

Evet, devletsiz millet,

Devletsiz ordu!

Ama, Şapşılı Oymağı’ndan, Emre köylü

Ali Bey’in, uzun boylu, sarışın, en küçük oğlu

Ve Kuvayi Seyyare’nin, yani, 5000 kişilik resmi çetenin

Komutanı, küçük zabit Çerkes Ethem’in

Mustafa Kemal Paşa’nın sağ kolu,

Demir yumruğu oluşu da bir devlet!

Hem de ne devlet!

Evet! Salihli Cephesi Komutanı Çerkes Ethem de:

Kurmay Halil Bey, Cellat İbrahim, Yüzbaşı Arif, Sarı Efe,

Mehmet Ali Çavuş, İştipli Halil, Parti Pehlivan,

Dokuz Efe, Usturumcalı Halil, Karacabeyli Safer,

Adapazarlı Halit, Alasonyalı Hafız,

Selanikli Hurşit Yüzbaşı ve Uhrili Keke Mehmet,

Yani feleğin çemberinden geçmiş 14 çeteci ve

Bilmem kaç bin başıbozuk er,

Bir o kadar tüfek, bıçak ve bomba, 10 sahra, havan

Ve obüs topundan ve 16 ağır makinalıdan ibaret

Taze savaş gücüyle,

(Bozguna, yokolmaya mek parmak kala,

Dişe diş! Kıyımsa kıyım, hileyse hile!)

– Çal kılıcını Kemal Paşam, yetiştim! dedi.

Ve, Allahı var, yetişti dörtnalal

VI

Sınırsız gökte karabulut olup

Darda kalmış yiğidi arkalayan,

Ve er Mustafa Kemal’i, Kemal Paşa’dan daha çok sayan

Karabekir , Kazım Paşa’mız!

Karlı kara dağların dur-durak bilmez kartalı!

Ayvalık’ta, kafire, yekeyek posta koyan,

Sabah aydınlığında, sapa yere dikilende, ak otağlı

Özalp Kazım Paşa’mız!

Derken Derviş Paşa’mız,

Dönek, hayın Çerkes Ethem’le kardeşlerini

Yedi gün, yedi gece, soluk aldırmadan kovalayan!

Kuş olup uçan, göğsü güzel kaba dağlarda,

Alaca ejder, sivri mızrağını bugün için saklayan

Fahrettin Altay Paşa’mız!

Refet, İzzettin, Ali Fuat, Recep Z:ühtü, Osman Tufan

Ve Şükrü Naili Paşa’mız,

(Sultan yazlığı Edirne’yi mülke tekrar bağlayan!)

Ve peşpeşe, diğer yiğit paşalar, beyler,

Sayılmakla tükenesi olmayan:

– Çal kılıcını Kemal Paşam, yetiştik!

VII

Hasan Tahsin, Kılıç Ali, Ali Saip

Ve Çetinkaya Ali Beyler ,

Yağlı kurşunla düşmanı ilk kez aşağılayan!

Köprülülü Hamdi Bey, Akbaş Deposu’nu basarak,

Sekiz bin Rus Tüfeğiyle kırk ağır makinalı tüfeği

Ve yirmi bin sandık cephaneyi

Yurt içine yollayan!

Rauf ve Fethi Beyler! Mustafa Kemal’1e beraber

Şifalı parmakları gibi usta bir elin!

Mazhar Müfit Bey! Kürklü paltosunu rehin

Ederek para sağlayan,

Yokluk günlerinin vekilharcı ve

(Sevgili dostu) Mustafa Kemal’in!

<

Denmekle tanınmış özverili yurtsever>>

Ve Celal Bey, Galip Hoca, inanç ve direnç aşılayan

Yılgınlığın yerine!

(Ankara’da, Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine!

Bu sabah, Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu’nu basıp

Oradaki askerlerle çarpışarak..

İstanbul’u işgal altına alıyor ingilizler!):

Telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi,

Kopuk İstanbul’u, tel tel, Anadolu’ya bağlayan!

Demirci Mehmet, Yörük Ali, Giritli Cafer

Ve Gökçen Efeler ..

Derken köylü ve halk,

Kara Fatma, Mehmetcik ve Meçhul Asker!

Bre kafir aman,

Tanrının birliğine yoktur güman!

Çal kılıcını Kemal Paşam, yetiştik! dediler.

Ve Tanrı da şahit, Anadolu da!

Hızır gibi, ilaç gibi Tam zamanında yetiştiler!

Vlll

Paşa, bey, efe, er..

Hani övdüğümüz alp erenler?

<< Gelimli gidimli dünya,

Son ucu ölümlü dünya!>>

Keramet ehli değilim ki sıkışan akıl alsın.

Soy soylayacak, boy boylayacak

Erkan sazın da yok karaduttan.

Okunup söylenmek üzere uzak, güzel günlerde,

Kahvelerde, kışlalarda, bayram ve düğünlerde;

Destanlar kalmış ya Dedem Korkut’tan,
(Çam sakızı çoban armağanı!)
Benden de bu kalsın!