ŞAİR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Hisar Dergisi Ocak 1972 Sayı: 97

ŞAİR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

DEVİR – (PADİŞAHIM ÇOK YAŞA) DEVRİ

ABDÜHAMİT – DOLU DİZGİN – SALTANAT ARABASINDA

VE UZUN BOYLU – BEYAZ BENİZLİ MUSTAFA KEMAL EFENDİ (SELANİK) HARBİYE MEKTEBİNİN 1283 APOLET NUMARASINDA

(MANİ OLUR ASKER OLMANA) DEMİŞTİ – (ŞİİR YAZMAK)

KİTABET HOCASI MEHMET ASIM – DERS ARASINDA

AMA ŞİİR VARDI. ZATEN – GENÇ MUSTAFA KEMAL’İN

GÖZLERİNİN MAVİSİNDE – SAÇININ SARISINDA

ŞİİR VARDI – MANASTIR GÜNLERİNDE

VE 26 KURUŞ MAAŞLA ÇIKILAN – BEYOĞLU MACERASINDA

ŞİİR VARDI – TÜNEL BAŞINDAKİ KİTAPÇILARDA

YASAK KİTAP ARAMASINDA

CESARETİN ŞİİRİ VARDI – İZMİR’Lİ ŞAİR EŞREF’İN

MABEYİN KATİBİ ARAP İZZET PAŞA’YI KARALAMASINDA

ŞİİR VARDI – FRANSIZ İHTİLALİ BEYANNAMESİNİN

VE VATAN KASİDESİ’NİN KAÇAMAK OKUNMASINDA

ŞİİRİ VARDI ACININ – RUMELİ CEPHESİNDE DONAN ERLER İÇİN

AÇILAN (FANİLE TOPLAMA) KAMPANYASINDA

AL TIN MAKASIN DİKTİĞİ – MERCAN YOKUŞUNDAKİ

ŞİİR VARDI – KURMAY ÜNİFORMASINDA

HÜRRİYETTİR EN. GÜZEL ŞİİR VE ŞİİR VARDI

1908 MEŞRUTİYET AYAKLANMASINDA

ŞİİRİ ÇOKTAN BIRAKMIŞTI AMA – MİRALAY MUSTAFA KEMAL

DESTANI YAZILDI – İNAT VE SABRIN – GELİB0LU YARIMADASI’NDA

ŞİİR AYIDIR MAYIS VE ŞİİR VARDI – DALGA DALGA

BANDIRMA VAPURU’NUN SIKINTILI. KAMARASINDA

ŞİİRDİ BAŞTANBAŞA – GÖZÜ OLMAMASI – SARAYIN

NE FERİK RÜTBESİNDE – NE ALTIN PARASINDA

VAKİT YOKTU ŞİİRE AMA – ŞİİR VARDI

1920 LERİN CIBILDAK ANKARA’SINDA

AŞIKTI – OZANDI VE ARTIK KAHRAMANDI MUSTAFA KEMAL VE ŞİİR VARDI CUMHURİYET TÜRKİYESİ’NİN MANZARASINDA

ATATÜRK’ÜN İSTİKLAL MADALYASI

<< Bu söylediklerim hakikat

olduğu gün, sende ve bütün

medeni beşeriyetten dileğim

şudur: Beni hatırlayınız!>>

Batan bir güneşin altınlaşan yası,

Aşk ile çarpan bir kalbin sıcaklığı,

Ben Atatürk’ün iftiharla taktığı,

Ben Atatürk’ün Istiklal Madalyası!

Beni inandıramazsınız durduğuna,

Atışını bildiğim o büyük kalbin.

Pembe mermerlerinde Anıt – Kabrin,

Şahidim, yemin ederim vurduğuna.

Atatürk benimle genç, benimle zinde,

Parlamam yüzü suyu hürmetinedir .

Ağır , karanlık Asya gecererinde

Parlayan Atatürk değil de nedir?

Yeryüzünde gelmiş, geçmiş nişanlar,

Birer oyuncak ben varken, birer süs.

Ey Mustafa’yı Atatürk yapan şanlar!

Ey beni paha biçilmez kılan göğüs!

Tarih sayfası O’na ait her resim.

Resimlerde güneş var, O var, ben varım.

On Kasım benim de sonbaharım;

Kim derdi ki baş ucuna düşecektim!

Ben, yoğu var eden bir zafer sonrası,

Milletçe kutlanışı altın sevincin!

Ben Çanakkale için, Sakarya için!

Ben Atatürk’ün İstiklal Madalyası!

KENDİNİ TARİF EDİYOR

Dövizler hazırlanmıştı Onikinci Yıldönümü için

Cumhuriyetin!

Şunlar da vardı:

<<- Atatürk en büyüğümüzdür, bizim!>>

<<- Türk Milleti yüzyıllardır bağrından Bir Mustafa Kemai çıkardı!>>

<<- En yücesidir Atatürk bu milletin, önderidir!>>

Atatürk bir bir Iisteyi okudu;

Bunları ve bunlara benziyenleri çizdi

Ve şunu yazdı hepsinin yerine;

(Çok tutulan bir dövizdi O günlerde bu!):

– Atatürk bizden biridir!

ATATÜRK’ÜN VAKTİ ÇOK AZDI

<<Ey yükselen yeni nesil!

istikbal sizindir.

Cumhuriyeti biz tesis ettik, onu

i’la ve idame ettirecek sizlersiniz!>>

Atatürk’ün vakti çok azdı

Sıra dağlar vardı – önünde Atatürk’ün

Geçiyordu vakit – vakti durduramazdı

Yıllar yılı – kuyusunu kazanlar

Türk’ün Saraydı – düşmandı – satılmıştı – yobazdı

Atatürk’ün vakti çok azdı

Kan ve demir – karanlık ve gerçek

Anadolu’da açan milyonca al çiçek

Milyonca can oldu – kurtuluşun diyeti

Özgürlüğü – istiklal ve cumhuriyeti

Atatürk’ten başkası yaratamazdı

Atatürk’ün vakti çok azdı

Sadeydi – tazeydi – yiğitti

Yerini kimseler tutamazdı

Bezmişe ümit – acıkmışa ekmek – ve su oldu yanmışa

Tekdi ama – çoğaldı sanki – dünyaya yetti

Mustafa – Mustafa Kemal – Mustafa Kemal Paşa

Atatürk’ün vakti çok azdı

İhtiyacı yok – övgüye Atatürk’ün

Önemli olan – başardıklarımız ve başaracaklarımızdır

Zehirli otları temizlediğimiz gün

Ve vurduğumuz gün-çürümüş dallara satır

O kendini – her an – yeniden yaratır

Yine özgürlüğe hizmetten geri kalmazdı

Atatürk’ün vakti çok azdı .

Türk istiklalini – Türk Cumhuriyetini

İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir

Ey Türk Gençliği – birinci vazifen.

Emanetimi sen koruyacaksın – sen

Bilemez başkası – kıymetini

Sen uyanıksan – yaşıyorum demektir

Böyle gördü hep . böyle söyledi – böyle yazdı

Atatürk’ün vakti çok azdı.

SON CUMHURİYET BAYRAMI

<< İyi olursa, bir yaylaya çıkmak, orada

artık yalnız serin kaynak suları ve

süt içmek özlemi içindeydi!

F. R. Atay (1938)

Son Cumhuriyet Bayramı gecesi ve

(Dolmabahçe Sarayı’na süründü sürünecek)

Gençlerle dolu bir , vapur Boğaz’da..

Hastadır Atatürk… hem de çok hasta.

Kalkmak ister, kollarına girerler.

(Pencereden de olsa, kendisini hatırlıyan gençlere şöyle

Bir görünecek!)

Şarkı, alkış, kıyamet.. artık göklere çıkar:

<<Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar!>>

Atatürk, yaşlı gözlerle, arkalarından bakar, bakar

Ve mırıldanır:

– Bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle!

TÜRK KENDİ DÜŞER, KENDİ KALKAR!

(1938)

Hatay dönüşü, yenmiş içilmiş

Ve milli oyunlara geçilmişti

Eskişehir Orduevi’nde,

Yerel giysiler , sırma, smokin, kaftan,

Değişik bir geceydi bu!

O dereceyi bulmuştu ki coşkunluğu,

Çalınan zeybek havasına ayak uydurarak Atatürk,

Oynamağa koyulmuştu.

Ama, oyunun gereği, bir o dizini,

Bir bu dizini vururken yere,

Sendelemiş ve birden

Yerde bulmuştu kendisini.

Koşuştular etraftan.

(Durun) dercesine işaret ederek

Yardım etmek isteyenlere:

– Türk, kendi düşer , kendi kalkar!

Ve kurulu zemberek gibi fırladı yerden.

HATAY

<< Türk yenildi derlerse, inanmayınız.

yenilen komutandır!’>> Kurtuluş Savaşı, T .B.M.M.

Hatay sorunu görüşülüyordu

0 akşam,

Çankaya’da, geciken.

Atatürk, Ruşen Eşref’e:

Sancak ıçin, bizim gibi devletle

Savaşı göze alamaz Fransızlar!

Yalnız Fransızlar mı, kimse!

Karşımızda bütün dünya birleşse

Hatay’ı yine alacağız biz.

– Sözüm var!

Daha fazla eğleyemem ben bu milleti!

Cesaret edemezse buna Hükumetimiz,

Çekilirim Cumhurbaşkanlığından,

Bir ferdi millet olarak girip Hatay’a

Ben sağlarım onun bağımsızlığıni, ben!

Yunus Nadi de vardı sofrada, sordu:

– Sonra Paşam?

– Türkiye’ye dönerim sonra da,

Deviririm

O hakları almaktan aciz Hükümeti!

KORKMAK-KORKMAMAK

<<Ben kalpleri kırarak değil,

kazanarak hükmetmek isterim!>>

Nerden gelmiştik bilmem bu (korkmak) konusuna!

Yanında oturan Recep’e dönerek Atatürk:

– Ne yani, sen benden kormaz mısın hiç? dedi.

Gülünce Recep Peker , Atatürk ona:

– Şöyle karşıma geç! dedi.

Geçti Recep, – Hah, şimdi şöyle!

Hayır! ne arkadaşların korkak, ne de

Sen korkunçsun! Severek, inanarak bağlandık sana biz.

Senin ideallerin bizim de ideallerimiz.

Gerçek budur! dedi.

Atatürk de Recep’e:

– Öyleyse gel gene yanıma otur! dedi.