UN ÇORBASI- BULGUR PİLAVI

Hadi ilk haftayı anladık; o da

misafir diye!

Mustafa Kemal ve arkadaşlarını sonuna dek

Yedirip içirecek, ağırlayacak değildi ya belediye!

Aynı kazandan ve bir arada

Yeniyordu karargahta yemek.

Ve çoktan suyunu çekmişti para.

(Satılacak şeyler de satılmıştı.

Öyle ki,

Kışa ve soğuğa rağmen,

Vekilharç Mazhar Müfit Bey’in kürküne gelmişti sıra!)

Borç isteyebilir ve alınabilirdi

Banka ve kurumlardan.

Ama, Paşa, yokluk içinde

Olduklarının bilinmesini istemiyordu.

Son gece de, un çorbası ve bulgur pilavından sonra,

Yarı aç, yarı tok yatılmıştı.

Ne demişler: << Gün ola, hayır ola!>>

Ertesi sabah, (gerçi ziyaret için erkendi saat)

Baktılar , karşılarında, o rahat

Ve tatlı gülümsemesiyle müftü Rifat Efendi.

Bir kese çıkararak uzattı koynundan:

Biraz sıkıntıda olduğunuzu öğrendik de!

(Yurtsever Ankara’lıların aralarında

Topladıkları 1000 liraydı bu!)

Ve bir aydanberidir ilk kez, pirzola

Ve helva yendi o gün öğle yemeğinde!