YOL TÖRESİ (G) FÜTÜVVET

-G-

”7 harftir Fütüvvet:

Dogruluk, safa, emanet, çekinme,

Kerem mürüvvet ve haya." Hazreti Ali (Burgaazi) (52)

Bir ağaca benzetirsek Fütüvveti:

Kökü, kafa ve gönülce birlik ve beraberlik.

Gövdesi, işinde doğruluk, sözünde erlik.

Yaprakları, tevazu ve mahcubiyet

Yemişi, bilgili tarım, verimli rençberlik

Tadı, eli açıklık, güzel huy, iyi niyet.

Suyu da, Allah’ın sonsuz rahmeti.

Rahmet etsin hepsine ulu Tanrı:

Kimde, özür getirmesi varsa Hazreti Adem’in,

Hazreti Nuhun azmi, İbrahim Peygamber’in vakarı,

İsmail Aleyhisselam’ın doğruluğu

Ve kuşkusuz inancı Hazreti Musa’nın…

Kimde varsa, Hazreti Davut’un ağlayışı,

Hazreti Eyyub’un sabrı..

Ve cömertliğe Muhammed Mustafa’nın, has kulluğu

Allah razı olsun hepsinden yine

Kimde bulunursa Acıması Hazreti Ebubekir, in

Ömer’in hamiyyeti utangaçlığı Osman’ın

Ve bilgiçliği Hazreti Ali’nin kimde varsa..

Ve bunca ruh temizliğine,

Gönül zenginliğine rağmen,

O kişi,

Hala, ayıplarını görür, nefsini hor1arsa,

Mürüvvet ve fütüwet ehli,

(Feta) diye işte ona derim ben.

Gerçekte, sınama değil bu,

Yaşam derslerinin tümüne eşit.

— Ey Azizler! Ne buyururusunuz gönül sesine

Bu müridin,

Şed kuşanıp ustalar arasına girmesine.

Emektar ustalar, ulu kişilerden de:

— Uygundur, mubarek olsun

Yanıtını alınca Ahi Baba

Ayağa kalkar ve döner

(Ustasının sağ dirseğinden yederek

Önüne getirdiği) usta adayına:

— Ey oğul, can ve gönül kulağınla işit.

Ustalığa destur istersin.

İspatladın gerçi el işinle marifet ve hünerini

Usta ve yol kardeşlerin de övdüler seni,

Kefil oldular sana.

Ama, ey oğul, duy ve bil

Nefsini Rahim ve Rahmana, malını, eşe, dosta, kardeşe,

Kuşca vücudunu ateşe,

Oğlunu da kurbana

Verdiği halde fikara Ibrahim Halil, (53)

Hamdetti Tanrıya yine!

Bunca açı ve gözyaşından sonra da,

Acı tuz sunuldu ziyafet olarak ona.

Sen de razı mısın böyle bir sona,

Uyabilecek misin (Yol Töresi)ne,

Ne dersin?

Konuşmadan başıyla:– Evell deyince kalfa,

Ahi Baba:– Pek ala, pek münasip

Unutma, herşey, ama herşey, Hak’tan ve halktan!

El bizden, ey oğul, destur Allah’tan..