A Benim Canım Efendim (Ayyıldız Matbaası Ankara – 1958) | M.Nüzhet Erman | Page 2
M.Nüzhet Erman

Gagasında haber, beyaz güvercin, Konacak bir sabah penceremize. Renkli sevincini bildirmek için Dallar eğilecek yavaşca bize. Yeniden açacak kuruyan çiçek. Yeniden ötmiye koyulacak kuş. Komşumuz : ”Su1h olmuş”, derken gülecek, Başlıyacak...

Bir gözümde tütün kokan rıhtımla İklim rüyasına da1an mavnalar. Ve yıldızlar birikir damla dam1a, Bir gözümde çamur renkli mandalar, Bir gözümde görülmemiş dünya1ar, Koklanmamış buruk bir meyva fecir. Boz ufkuma sarkan...

Yorgun bir türküyle eğilsin dallar, Bir yağrnur sonrası ıslak ufkuna. Ve renkli bir ninni gibi masallar Şehzadeleriyle dolsun uykuna. Yum, o güzel kara gözlerini yum, Örsün peteğini düşünde arı. Bakışın bir...

Bende bu ateş, sende bu mahmurluk Varken ne diye ahüzar edelim. Halimdeki bu dört başı mamurluk Yüzün suyu hürmetine güzelim. Beni senden ölüm ayınr ölüm! Cümle aleme seni sevdiğii İlan için...

Neden hatırlatır ölümü bahar ? O şenletse bari dünyayı biraz. Kara haberlerle yüklü bulutlar Neden eskisinden çok daha beyaz ? Yaşamak dururken tasasız ve hür, Açılmadan neden kurur tomurcuk ? O...

Arıyanlar Çarşıkapı’da bulurdu, Süslü sandığiyle niyet satardı Kuşlarla ve gökyüzüyle kafadardı, Yıllarca o kapıyı bekledi durdu, İki güvercini, bir kumrusu vardı; Yetim anası, genç dul, oğlu askerde, Sıkıldı mı başı, düştü...

Sen, ey içi binbir günaha uğrak! Ey ölümlü kulu Tanrının, bırak Güzeli seyirle geçsin zamanın. Güzellik yüksekte ve derindedir . Belki tükendiği yerde semanın, Belki bir denizaltı şehrindedir. Mavi açtıkları semtte...

Bu yeşil, bu güzel, bu eşsiz dünya Duru gökleriyle insanlar için, Tüketilen doyulmaz anlar için Bir barış sabahı şükür Tanrıya. Bir barış sabahı öğrenmek zevki, Yeniden bulutu, dalı sevmeyi; Barış sabahı...

Sen, yine bir gün, ey Nuh, bunalır da Açılmak istersen gök alemine, – Pek avareleştim şehirde, kırda – Tayfa yazılayım küçük gemine. Yine öyle gemin yerle bir örnek: Hepsi birbirinin dilinden...

Haritada bir noktayla gösterilen, Üstüne dağların gölgesi devrilen, Darmadağınık yirmi kadar toprak dam.. Sen işte böyle bir kazada kaymakam! İçinde aleme karşı bir küskünlük, Aklında, şehri bırakamıyan karın. Canım İstanbul’u getiren...