GELİN SANKİ AY ÇİÇEĞİ

Güneşi bir kaynak sanmış,

Güneşi içiyor toprak.

Buğulu ufka uzanmış

Yeşil bir avuç her yaprak.

Bir yağmur susuzluğu var

Sıcak nefesinde bağın.

Çocuk uykusu bağışlar,

Gölgesi ufak çardağın.

Gülümsüyor su damlası,

Gelinciğin dudağında.

Köpük dolu ayran tası

Bir asmanın budağinda.

Ötüyor cır cır böceği,

Ulu cevizin dalında.

Gelin sanki ay çiçeği,

Salınıyor bağ yolunda,

Işık büklümü filizler,

Bir cennet örmüş asmalar.

Güle oynaşa üzüm yer,

Üzüm bakışlı yosmalar..

YAPRAKTAN BİR GEMİ

Yelkenleri köpürten uykuların

Altın seherinde uçar bulutcuk.

Sisli aynasında durgun suların,

Kuş gibi görünüp geçer bulutcuk.

Eriyen düşüdür yorgun kumsalın

Ve ilk duasıdır yeşeren da1ın

Bahar denen gül koku1u masalın

Rengine bürünüp geçer bulutcuk.

Yapraktan bir gemi gibi yaklaşır,

Duruldukca pamuklaşır, aklaşır,

Islak eteğinde bir iklim taşır,

Gözlere sürünüp geçer bulutcuk.

Bulut bu1ut açan hevesin gibi,

Sihirli bir bohça, bir mevsim gibi,

Avuçlara döke döke nasibi,

Bir yağmura dönüp geçer bulutcuk.

AK NERGİSİN EŞİ

Gönlümde bir emel yeşerdi yine,

Yaylanın güneşi Türkmen güzeli

Bir ışık uzanmış sanki eline,

Ak nergisin eşi Türkmen güzeli.

Biraz önce Sağmış sarı ineği,

Kekik kokan sütle dolmuş çanağı,

Fecir kadar taze, pembe yanağı,

Güzellerin başı Türkmen güzeli.

Isınır koynunda yayla yelleri,

Karanlık zülfünün uçar telleri,

Kınalı güvercin gibi elleri,

Çobanların düşü Türkmen güzeli.

Baharı taşıyan bahçe eteği,

Yıldızlı bakışlı bir bal peteği,

Çayların köpüğü, taze çiçeği,

Salınan kamışı Türkmen güzeli.

Kıvrak yapısı var onda ceylanın,

Dağları dumanlı, kar1ı yaylanın,

Aydınlık pınar1ı, yarlı yaylanın

Kokulu yemişi Türkmen güzeli..

YARLA BENİM YEŞİL AÇTI ARAMI

Ufkumda dalların renkli bayramı,

Sardım yapraklarla gönül yaramı,

Yarla benim yeşil açtı aramı,

O incecik yaprak eli elimde,

Adı türkü, rengi masal dilimde.

Yeşil olduğundan güzel bu dünya

Ve bahar, yeşil o üç aylık rüya;

Yeşil bir türbede uyur evliya,

Güneşe yönelen bir dua yeşil,

Beşik, mezar.. her iki dünya yeşil.

Emzirir yağmurla yeşili toprak,

Salkım salkım nurla yeşili toprak,

Konuşur baharda bu dili toprak,

Yedi iklimi de gezdim yeşilde,

O ilahi Sırrı sezdim yeşil’de.

Astım başucuma yeşil bir halı,

Üzerinde elma dalı, gül dalı,

Çizmişler cennette geçen masalı,

Eğilmiş dallar bir serin sevince,

Yeşil gurbet kokan yol ince ince.

Ak bulut, yeşil dal, gök düşüm benim,

Sarı yaprak garip bir eşim benim,

Ey çini bakışlı hür kuşum benim,

Her yaprak bir mektup, bir selam sana,

Güz gelmeden gel dön yeşil yuvana.

YAPRAK SARI, SALKIM SARI, DAL SARI

Yeşil güller yaprak yaprak dökülür,

Bir düşün gözlerde çatlar kabuğu.

Dinmiyen bir ışık yağmurundan gür,

Salkım kokusunu emziren buğu.

Çocuklaşan güneş bir renk oynunda,

Bakışı bulutsuz, nefesi ılık.

Tozlu asmaların serin koynunda,

Salkım salkım oğul vermiş aydınlık.

Renkli sisi yine gözlerde erir,

Gözlerde başlayan eşsiz masalın.

Ucunda titrek su damarları,

Bir yağmur sonrasına eğilen dalın.

Yaprak sarı, salkım sarı, dal sarı,

Birer altın kovan sanki asmalar .

Kütükten kütüğe üzüm kuşları

Gibi seken üç etekli yosmalar.

Yükselen bir şarkı, tasasız ve hür,

İri avuçlardan Allaha doğru.

Yeşil günler yaprak yaprak dökülür,

Bir düşün gözlerde çatlar kabuğu..

HALİKARNAS ADLI BİR İNCİ VARMIŞ

Sularda ne bir sis, ne bir kırışık

Ve ne de eriyen bir uğultu var.

Damlıyor çamlardan serin bir ışık,

Yelkenler dolusu mavi şarkılar.

Egenin çiçeği ve gülüşüdür,

Sedef avuçlardan dökülen köpük.

Sahil çocuğunun ılık düşüdür ,

Nur içinde yüzen altmışaltı bük.

Bakışın yunduğu gölgesiz bir su,

Adacıklar birer ıslak yeşil dal.

Meltemin nefesi, ardıç kokusu

Ve derin bir hazla titreyen kumsal.

Gömülmüş sanki bir renk rüyasına,

Masal olmuş eski mermer saraylar .

Sarı ay benziyor buğu tasına,

Ve bir çocuk kadar tasasız çaylar.

Martı kanatları gibi ağarmış,

Emerek her gece mehtabı taşlar . .

Halikarnas adlı bir inci varmış,

Uzak iklimlerden getirmiş kuşlar ..

YOSUN

Birkaç izmaritle midye kabuğu,

Rıhtımda dalgın bir insan hali var.

Uykuılu gözlere sürünen buğu

Islak bir busedir ve deniz kokar.

Renkli bir sağanak yağan serin nur ,

Mehtap sıtmalı bir yüz kadar sarı.

Ağlardan süzülen şarkılı huzur

Emzirir sükutu ve uykuları.

Gece, bir yosmanın mahmur gözleri,

Derin gökler şebnem kadar bulutsuz.

Eriyor sularda kürek izleri

Ve fecri özleyen dudaklar susuz.

YOLCULUK

Alevi yüzlerde uçuşan ocak,

Bekliyen sevgili, uyuyan çocuk.

Oğul verip bir gün salkımlaşacak

Islak yelkenlere dolan yolculuk,

Bir deniz şehrinin sokaklarında,

Gemilerin renkli bayraklarında,

Gamsız tayfaların dudaklarında

Bitimsiz bir şarkı olan yolculuk.

Erişmek hevesi yorgun kollarda,

Kaybolmak korkusu ıssız yollarda,

Hasret çiçeğidir açar dallarda,

Unutkan gözlerde solan yolculuk.

İğdenin dalını ufkuma eğen,

Ağlardan sızarak düşlere değen,

Kumsallarda serin serin eriyen

Renkli bir iz, sessiz bir an yolculuk;

KIRK GÜN – KIRK GECE

Ufkumda, uykunun biriken sisi

Ve müphem korkusu yorgun serçenin.

Yağmur masalının ıslak ninnisi

Büyüsünü dokur bir bilmecenin.

Renklerin ıtrını emen tomurcuk,

Devlerle evcilik oynayan çocuk,

Dallarda yeşeren uzun yolculuk

Aynasında salkmlaşır cücenin,

Gelincik gelincik açar gülüşü,

Bakışı bulutsuz göllerin eşi,

Pembe kubbelerde durulur düşü,

Gözlerdeki fecir yüzlü ecenin.

Binerek sedeften bir arabaya,

Gelin götürmüştük mermer saraya,

Tadını, girse de yıllar araya,

Unutamam o kırk gün, kırk gecenin.

ALTIN BİR KALEYE BAKAN PENCERE

Altın bir kaleye bakan pencere,

Dibinde maziyi düşünen çınar .

Neresi kaynağın, yatağın nere,

Masaldır dillerde ilin Taşpınar.

Yalakta: bir fecir rüyası erir,

Şehit anasının duası erir,

Bulut pembeleşir, yaprak ürperir,

O zaınan çözülür dilin Taşpınar .

Bir kız gergefine yolunu dokur ,

Bir kız bakışında bahtım okur ,

Yaşıttır seninle bu şehir, bu sur,

Geçmişten dökülür selin Taşpınar.

Çakıldan çakıla uçar eteği,

Aydınlık bakışı ışık peteği,

Bir süstür zülfünde köpük çiçeği,

Mavi gök aynası, gelin Taşpınar.

Buğulu ufkumda nergis kokusu,

En temİz, en taze yayla uykusu,

Dağılır bu garip gönlün korkusu,

Değdikçe elime elin Taşpınar ..