YOL TÖRESİ (B) (HU)

-B-

Kelime-i Tevhit, ismi Celal, Hay, Hak,

Kayyum; Malik, Kahhar, Settar ve Vedat

Gibi doksandokiuz kutsal isimden üçüncüsüne

işaret,

Hazreti Ali’nin (Allah) lafzıyle bir tuttuğu

Zikir ismi,lsmi Azamdır Hu (26) (27)

— Varmaklığımız yol için durmaklığımız yol için,

Yol Çin, tüm söyleyip sormaklığımız.

Öncelikle, Peygamberlerin ulusu ve sonuncusu,

(Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem)

Efendimiz Hazreti Muhammed Mustata

Ve (Sahib Fütüvvet) ondört peygamber aşkına! (28)

Eh"i Beyt’le (29) (çıhar yar-ı ba safa)

İlk ulu Halifeler aşkına! (30)

Ve illa, dört Muhammed, dört Ali,

İki Hasan-Hüseyin, Musa ve Cafer (31 )

Ve Üçler, Yediler, Kırklar, Üçyüzler

Yani, Gizli Erenler aşkına

Başta, Selman-ı Farisi, onyedi (Kemer Bestegan), (33)

Otuzüçbin sahabe, dörtyüzkırkdört bin veli,

Yetmişiki şehit Kerbela eri,

Ve gelmiş-geçmiş Türkistan, Bedehşan ve Horasan

Uluları, Pirler, aşkına!

Anadolu Gazileri, Anadolu Bacıları Anadolu

Abdalları ve Anadolu Ahileri, (34)

Yani cümle Rum Diyarı erenleri,

Evliya, aşık ve dervişleri aşkına.

Ve özellikle, ocak uğuru,

Şed mübarekliği ve Allah rizası için

(Hu) çekelim, (Hu)..

YOL TÖRESİ (C) YİĞİTBAŞI-USTA-YOL KARDEŞLEĞİ VE ADAY

-C-

Adayla beraber, Peygamber Muhammed Mustafa,

Şah Merdan Hazreti Ali

Ve Pir Evranı Veli

Aşkına, halvet bir yerde, iki rekat hacet

Namazı kılan emektar usta tarafından (35)

Beşe katlanır önce, değişmez beşe,

Beş vakit namaza ve önce (Bir) liğine

Allah’ın, Sonra meleklerine, beş büyük Peygamber’e (36), kitaplarına

Ve Kıyamet Günü’ne işaret!

Sevgi, acıma, bağışlama, cömertlik ve fedakarlık

Beş ana koluna faziletin ve yine,

Rabbin beş sevgili kuluna:

Hazreti Muhammed Fatma, Ali ve

İki şehit Hasanla Hüseyin’e işaret!

Üç kat dürülür sonra eninden yana,

Şeriat, Tarikat ve Hakikat ve de

(Doğma; yaşama ve can dönümüne) işaret! (37)

İçine bükülür, dört köşesi de üstteki katın,

Hava, su, toprak ve ateşe, (Dört Pir’e) (Dört Tekbir’e) ve

Diğer kutsal dörtlerin tümüne işaret! (38)

Yani diyeceğim, önceden dürülmüş

İki renk, yollu pamuk bir peştemalla (39)

Bir Taş (Anlamı)

Gayretinle altina dönüşebilir ama,

Başına da düşebilir ve yanar canın! (40)

Biraz Toprak

(Herşeyin başlangıcı herşeyin sonu! (41)

Unutma sonunda toprağa dönecek,

Dönüşecek olduğunu!)

Bir Terazi:

(Dengeli, doğru ve adil olmalı daima!) (42)

Ve Rum Gazilerini simgeleyen bir de pala, (43)

Ayrıca şed kuşanacak kalfamn, göz nuru el hüneri,

Ustalığını kanıtlayan (iş)lerden biri

Getirilip önüne konduktan sonra Ahi Baba’nın,

Üç kez vurulur kapı, üç kez.

Duymazlıktan gelince Ahi Baba, üç kez daha vurulur!

Sonunda gönlü olur

—Destuuur!

Ve görünür (yek yek edep)

Tek adım tek adım ilerliyerek,

Sağ başta (Usta} Yiğitbaşı sol başta, önde,

(Her ikisinin de elleri göbeklerinin üzerinde

Onların iki adım gerisinden de

(Ellerinde Usta taratından Orta Sandığ’na yapılan

Şükür Payı bağış ve

Adayın hediye çıkınları olan)

İki (Yol Kardeşi) ile şed kuşanacak kalfa çömez (44)

YOL TÖRESİ (D) (TERCEMAN) (50)

-D-

”— Mefhari mevcudat Hazreti fahri alem

Muhammed Mustafa’ya salavat!”

Mahfil kapısında niyaza durup konuşan

Yol Atası Yiğitbaşıdır (45):

“— Ey insanoğulları!

Şeytana uymayın, apaçık düşmandır o sizin için

Bana kulluk edin, doğru yol budur,

Diye bildirmedim mi size ben.”

Mealinde, Yasin Suresi’nden (46)

Bir ayet okuyarak: — Amin, der

Ve ellerini, çırak

Ve ustasının ellerinin üstüne koyarak

Dört Hadis okur ve

Şuara Suresiyle devam eder (47)-(48)

“— İşitmiyor musunuz?

O sizin de Rabbiniz

Gelmiş-geçmiş atalarınızın da Rabbidir!

işitmedinizse iyice işitin.”

Doğmanız hakkı için, bilmeniz hakkı için

Ve de söylemeniz hakkı için

Siz uluların ayağına gelip

Bu insaf eşiğinde durmaktan muradı

Bu inanmış kardeşinizin..

Aranıza katılıp siz ihtiyarların,

Katarınıza çekilip

Hizmet etmektir Şah Merdan Kapısı’na

Ve Hanedan aşıklarına, boynu bağlı kul niyetine!

Girmek diler yola

Ne buyurursunuz? Her ne

Buyurursanız mübarek ola!

Peşinden çırak, yol talibi:

–Selam olsun sizlere selam!

Ey dünya varlığını yoğa sayanlar,

Ey herşeyi gören ve bilen

Gönül yüceliğinde eteğine zor yetişilen,

Uğraş erliğine soyunmuş canlar

Hiçliğimi hamlığımı, bile bile,

Hakkı ödenemez usta himmetiyle

Ama bir süpürge teslimiyetiyle

Yüz sürmeye geldim eşiğinize ben.

(Sonra Ahi Babaya yaklaşarak):

— Neyse en güzel olan,varlığın da odur

Haktır sözün Hak’kın buyruğudur

Esirgeme gönül bakışını benden,

Derdime dermandır yüzün, uğurdur.

(Ve artık tam bir teslimiyet içinde çoşarak):

— Tanrı’nın ululuğuna işarettir yüzün

Inanmışlara, Oniki İmam’a işarettir yüzün.

Hac denilen kutsal zenginlik var ya,

İşte ona işarettir yüzün

(Çok veren maldan az veren candan) misali

Havlu, sabun, çorap, mendil veya

Gülsuyundan ibaret hediye çıkının

Sunulmasına sıra gelmiştir artık Ahi Baba’ya:

— Ulu Süleyman’a bu bir karınca armağanı

Tut ki bir çekirge budu sunmak iştemiş canı

Ha karınca, ha ben takir, huzurunda ya Şeyhim,

Kabul et, karınca kararınca bu armağanı.

Ticaret ahlakı, ölçü ve tartı hakkında, yarana,

Bir Asrı Şerit sunduktan sonra çarşı imam’…

Fetaların ulusu, Yiğitbaşı

Orta yerde ayakta kıbleye karşı,

Besmele çekip yüce Kur’an’dan,

Fütüvvet Hutbesi sayılan

Beni-İsrail Suresi’nden ayetler okuyarak (49)

Dua eder Ve:– Sadakallahülazim! der.

Kısa bir meşveretten sonra da,

İzin çıkar Ahi Baba’yla Erkan’dan

—Sınansın yiğit Yol Töresi’nce!

”Şakirtleri taş yonarlar,

Yonup üstada sunarlar,

Tanrı’nın adın anarlar,

Herbir taşın paresinde.”

Hacı Bayram-ı Veli

YOL TÖRESİ (E) 740 KURAL

– E –

Erlik ve kardeşlik peteğini ören,

Bir Şaman sema’ında dönercesine

Veya, Demir döğerken: Ya Hu!

Her ilmik atışta: Ya Hay!

Çiğnerken deriyi: Ya Hak!

Yani dergahta zikredercesine,

Horasan çeliğini, ayet meşkedilmiş palaya,

Taşı toprağı, yol, köprü ve kervansaraya,

Gübreli postu Ankara Sotuna, akıncı eğerine çeviren

Anadolu Ahileri’nin yasalaşmış kavlince:

Önce,

Gözünü, dilini, belini bağlaya

Ahi dediğin!

Ne küfür ve karalama, ne yalan ve kin,

Eline yüzünü gönlünü ve sofrasını

Halka iyilik ve hoşnutluk kapısını aça!

— Konuşmanın, giyinip kuşanmanın, yemek yemenin,

(Ne yavaş, ne hızlı, kasılmadan,

Çarpmadan, ezmeden, önüne bakarak,

Mırıldanmadan ve kimseye engel olmadan,

Ulu kişilerle arada mesate bırakarak)

Yolda pazarda yürümenin,

Uğraş ve arkadaş edinmenin,

Dost meclisine, beyler katına varmanın

Silah ve pala kullanmanın,

(Kesinlikle ikindi namazından önce

Ve güler yüzle odasına girince,

Solundan dolanıp sağ yanına ilişerek yatağının),

Bir hastaya ha" hatır sormanın

Ve fazla oturmadan, dua edip

İyilik dileyip ayrılmanın

Mezarlığa gitmenin başsağlığı dilemenin,

Konuk olmanın konuk çağırmanın

Birşey satmanın satın almanın

(Ucuzluk yetmez.

Sağlam mı mal ona bakılır!

— Beyaz bir kağıttır kavaf çarşısı

Teke kabul etmez!

Orta Kesesinden ödenir borcu

Dara düşen esnafın ama,

Dama atılır çürük papucu,

Dükkan duvarına çakılır!)

— Onsekiz dirhemden fazla gümüş saklamaya

Ve de olmaya!

Yani üretgen ve yatırımcı,

Ölçülü ve yardımsever olmanın

Sema için,

Yedi gezegene bakarak makam seçmenin,

Mesela ikindi vakti rast makamından çalmamn

Türküyü de nihavent makamından söylemenin

Sanki, Ahi Kocaları, her davranış için

Ayrı bir yönetmelik çıkarmış!

Mesela yedi adabı varmış

Yatip kalkmanın,

Yıkanmanın sekiz adabı ve üç adabı vamış

Hamamda saç taramamn

Hatta, bardağa su koymanın, su içmenin

Velhasıl, (740 Kural) üzerine

Yolu yordamı yaşamanın insanca!

Dinsizler, bölücüler ve bozguncular,

Sarhoşlar müneccim ve falcılar,

Tellallar satışlarda halka hep zarar veren

Ve tellaklar müslümanların ayıp yerlerini gören

İnsafsız cerrahlar, kasaplar ve avcılar,

Madrabazlar karaborsacılar ve vurguncular..

Dışlamıştır bunları kamu ve lonca!

Mesela, (hamal) deyip geçmeyin!

Molla Hüseyin Vaize göre:

Temiz olmalı hamal esnafı birkere.

Tanrıyı sık sık, yük anında bile anmalı.

Ancak dökmek, atmak için taşıyabilir haram malı.

Çarpmamak için birisine veya bir yere,

Sürekli seslenmeli önüne bakıp

Görünce her işi bir yana bırakıp

Omuz vermeli yoksulla yaşlının yüküne

Ekmek kapısıdır gerçi pazar ve çarşı,

Ama isterse akşamleyin cebi boş döne

Döğüşmeye arkadaşlarıyle yük için

Ve insaflı davranmalı, müşteriye karşı.

— Acı olduğunda, ve ağır koktuğundan,

Soğan bile bulunmaz kardeşler sotrasında örneğin.

Ama sofranın eksilmezidir zeytinle mercimek.

Yemeğe davranırken Bismillah! demek,

Sağ dizini dikip sol dizinin üstüne çökerek

Kendi önünden ve helalinden yemek.

Ne kaşınmak, ne de sümkürmek.

Lokmayı küçük almak, akıtmamak, dökmemek,

Ve konuğa bırakmak iyisini yemeğin

On parmağını değdirerek sofraya, şükretmek

Ve Fatiha çekip rahmetle anmak:

Hazreti Ali, Hazreti Hamza, Hasan Hüseyin

Ve (saraç çırağı komutan),

Ebu Müslimi Horasani’yi, (51)

Yemek bitince!

YOL TÖRESİ (F) ANLAMAKLI K- İNANMAKLI K – TUTMAKLIK

-F-

Önce,

Yüce Tanrı’ya (iman),

Sonra, (güven),

Peygamber’ine;

Sonra da (söyleşi), ulu er kişlilerle

Kardeşce, arkadaşca

Ilk rençber Adem, ilk çoban İshak, ilk balıkçı Yunus,

Ve Nuh, ilk tacir. İlk berber ustası Cebrail’den

Sütçü Hazret İbrahim’e ve Peygamber efendimiz

Tüccar Muhammed Mustafa’dan, Debbağ Ahi Evran Pir

Ahmet oğlu Mahmut’a Ahi Nasırüddin’e kadar..

Deveci Salih, Terzi idris, Hekim Lokman,

Çulhacı İlyas, Fırıncı Zünlküf, Bağcı Üzeyir,

Saatçı Yusuf, Zırhcı Davut, Çoban Musa,

Gezgin İsa ve diğer ulu baş ustalar..

Nalbant Ebül Kasım, Semerci Ahi Yusuf, Keçeci Ebu’s Sait,

Çömlekci Abdulgatfar’el Fahrettin Yemenici Ekber Yeman

Mücellit Hazreti Hamza aynacı Cercis Nebi,

Şerbetci imam Numan,

Kılınç ve hızarcı Ebül Fettah ibn Abdullah, Hallaç Şid,

Bezzaz Abdullah bin Amir,

Kebapcı Hasan Basri ve helvacı Amr bin Kaid..

Anlamaklık, inanmaklık ve de tutmaklık.. ince

Ve çetin yol budur.

Ve yağlı, ham derilerin atildığı,

Yaz-kış, diz boyu sıvanarak paça,

Uzun uzun çiğnenerek sakız gibi ağartıldığı

Karanlık (Curadan Kuyusu) dur:

Kutbuzzaman Velevan ve Kemalül Vakrıtu-l Devam

Şeyh Nasırüddin Pir-i Piran,

(Aziz- i Azizan) ve (Ser Çeşme-i Sultan)

Ahi Evran’a dönüştüren Horasanlı Debbağı..

YOL TÖRESİ (G) FÜTÜVVET

-G-

”7 harftir Fütüvvet:

Dogruluk, safa, emanet, çekinme,

Kerem mürüvvet ve haya." Hazreti Ali (Burgaazi) (52)

Bir ağaca benzetirsek Fütüvveti:

Kökü, kafa ve gönülce birlik ve beraberlik.

Gövdesi, işinde doğruluk, sözünde erlik.

Yaprakları, tevazu ve mahcubiyet

Yemişi, bilgili tarım, verimli rençberlik

Tadı, eli açıklık, güzel huy, iyi niyet.

Suyu da, Allah’ın sonsuz rahmeti.

Rahmet etsin hepsine ulu Tanrı:

Kimde, özür getirmesi varsa Hazreti Adem’in,

Hazreti Nuhun azmi, İbrahim Peygamber’in vakarı,

İsmail Aleyhisselam’ın doğruluğu

Ve kuşkusuz inancı Hazreti Musa’nın…

Kimde varsa, Hazreti Davut’un ağlayışı,

Hazreti Eyyub’un sabrı..

Ve cömertliğe Muhammed Mustafa’nın, has kulluğu

Allah razı olsun hepsinden yine

Kimde bulunursa Acıması Hazreti Ebubekir, in

Ömer’in hamiyyeti utangaçlığı Osman’ın

Ve bilgiçliği Hazreti Ali’nin kimde varsa..

Ve bunca ruh temizliğine,

Gönül zenginliğine rağmen,

O kişi,

Hala, ayıplarını görür, nefsini hor1arsa,

Mürüvvet ve fütüwet ehli,

(Feta) diye işte ona derim ben.

Gerçekte, sınama değil bu,

Yaşam derslerinin tümüne eşit.

— Ey Azizler! Ne buyururusunuz gönül sesine

Bu müridin,

Şed kuşanıp ustalar arasına girmesine.

Emektar ustalar, ulu kişilerden de:

— Uygundur, mubarek olsun

Yanıtını alınca Ahi Baba

Ayağa kalkar ve döner

(Ustasının sağ dirseğinden yederek

Önüne getirdiği) usta adayına:

— Ey oğul, can ve gönül kulağınla işit.

Ustalığa destur istersin.

İspatladın gerçi el işinle marifet ve hünerini

Usta ve yol kardeşlerin de övdüler seni,

Kefil oldular sana.

Ama, ey oğul, duy ve bil

Nefsini Rahim ve Rahmana, malını, eşe, dosta, kardeşe,

Kuşca vücudunu ateşe,

Oğlunu da kurbana

Verdiği halde fikara Ibrahim Halil, (53)

Hamdetti Tanrıya yine!

Bunca açı ve gözyaşından sonra da,

Acı tuz sunuldu ziyafet olarak ona.

Sen de razı mısın böyle bir sona,

Uyabilecek misin (Yol Töresi)ne,

Ne dersin?

Konuşmadan başıyla:– Evell deyince kalfa,

Ahi Baba:– Pek ala, pek münasip

Unutma, herşey, ama herşey, Hak’tan ve halktan!

El bizden, ey oğul, destur Allah’tan..

YOL TÖRESİ (H) ŞED

-H-

Buyurmuş Cebrail, Uhut Savaşında

Aşka gelip

—Ali’den başka feta yok

Tek kılıç var o da Zülfekar!

Teslimiyet ve vefadır şed Ahilere,

Şah Merdan Aliyül Murtaza’dan yadigar!

(Fütüvvetname-i Sultani’sine göre

Molla Hüseyin Va’iz Kaşifi’nin):

Veda Haccı dönüşü

Kutsal ve şaşmaz buyruğunca gönül sesinin,

Fatma Anamızın çadırında, överek ve şerbet

Sunarak törenle şed

Kuşattığı: Fütüvvet Kutuplarının Kutbu,

Kardeşlik Bayrağının Gönderi,

Peşinden gelen ilk ve gerçek din eri

Emir-al Müminin Hazreti Ali’nin peksimet,

Yağ ve Taze hurmadan ibaret helvasını,

Mübarek elleriyle yuğurmuş Hazreti Muhammed,

Tahta yem teknesinde emektar devesinin:

Mevlana Celalettini Rümi, Pir Hacı Bektaş,

Evhadüddin Kirmani ve Sadreddin Konevi’yle çağdaş,

(54)

Şam, Bağdat ve Mekke üzerinden

Anadoluya gelen

"Letaif-i Hikmet" le "Ağaz-ı Encam"ı yazdığı için,

Selçuklu Sultan’ınca malları müsadere,

"Medh-i" Fakr ve Zemm-i Dünya" yüzünden de

Beş yıl süreyle hapsedilen

(Şeyh Nasüriddin Ebul Hakayik Mahmud bin Ahmet el Hoyi),

Pir-i Piran, Seydi Nimetullah Ahi Evran

Kuşatmış şeddini Osman Gazi’nin

O gün kutlanmış (Ebed Müddet)

Genç Osmanlı Devleti!

Yine (- Ahilerden kuşandığım şeddi

Abdal Musaya kuşatıp onu

Ahi diktim Malkara’ya!) diye yazar

İcazetnamesinde Murad Hüdavendigar.

Ama sohbetlerinde özellikle şu

On şeddi sayar söyler ehli fütüvvet

Örtündüğü incir yaprağıdır ilk şed

Çırılçıplak Adem’in

Yünden dokumuş ikincisini

İbrahim Peygamber;

Nuh Peygamber, meşhur ahşap gemisini

Yapıp çatarken kuşanmış üçüncüsünü.

Şed kuşanmış Hazreti Muhammed, Miraç Günü.

Hazreti Ebubekir’den, Ömer, Osman

Ve Hazreti Aliye kadar

Dualı dört peştemal daha var.

Dokuzuncusunu Hazreti Hamza

Halid ibni Velid kuşanmış onuncusunu..

"- Ey MuJhammed!

Sana baş eğerek ellerini verenler

Allah’a baş eğip ellerini vermiş sayılır1ar

Şüphesiz!

Onların ellerinin üstündedir Tanrı’nın eli!"

Şed bağlamada adettir

Elinden tutarak Talibin,

Euzü Besmeleyle Fetih Süresinden

Biat Ayetini okur Pir. (55) – (55)

Peşinden Talibe tövbe ettirir (57)

"— Allahü Ekber, Allahü Ekber

La ilahe ill-Allah:

Yiğitbaşı’nın işaretiyle Tekbir

Üstüne Tekbir getirilirken

Hep beraber:

“— La ilahe illa Hü.”

Ahi Baba, sağ elile (elif)

Şeklinde tutarak şeddi üç (ihlas) (57-2) okur ve:

"— La ilahe illa ente! der.

Bakara ve Al-i İmran (58) – (59)

Süreleriye devam eder

"— Tanrı ipine sarılın hep birden!"

(Çabucak açılarak güzelce gerdirilen

Ve bir kez çırpıldıktan sonra

Ahi Baba tarafından, sol elle

Kalfanın başından dolandırıiıp

Beli hizasına indirilen)

Peştemalın iki ucuna,

Burüc Süresi’nden bir ayet okuyan (60)

Ahi Baba tarafından yine,

Atılır (ve çözülür) birinci düğüm:

— Başarı ihsan eden Tanrı adıyla;

Gerçekten de hamd O’na! (61).

Tekrar atılır ve çözülür:

— Ya Hazreti Cebrail Aleyhisselam!

Yeniden atılır ve çözülür üçüncü defa:

— Ya Hazreti Risalet-Penah Muhammed Mustafa!

"Ya ilahi sen mübarek kıl Peygamber hakkıçün

Fahr-ı Alem sahib-i mihrab-u minber hakkıçün" (62)

Son kez düğümlenince peştemal, (63)

Düğüm mührünün üstüne elini koyarak Ahi Baba

"— Allahümme salli ala:

Salavat, getirir önce.

Oturdur adayı sonra Tekbir çekerek,

(Kendisi de diz üstü çökerek)

Hafifçe eğilir belini bağladığı gence:

— Ey oğul!

Hatırla, unutma (bu ahdi) Yapış, sıkı tut (bu şeddi).

Götür (sebil et malını canını ihvana).

Ört (çünkü, ayıp ve sırlar emanet sana" Hak (ver) hak (al). (64)

Der ve ellerini açarak döner yarana:

— Şed mübarekliği için Fatiha!

Ardından Tekbir tazeler ve şu sözlerle

Pekiştirir sanki attığı düğümleri bir daha:

— Ey oğul!

Şeriatta üstüvar ol, Tarikatta payidar ol

Ve haberdar ol Hakikatta.

Peygamber soyuna yar ol,

Ama düşmanlarınada ağyar ol!

Haram yeme haram giyme, harama bakma,

Sırra ve emanete sakın hıyanet etme

Elinle ve dilinle kimseyi incitme

Hele, anana ve atana, Pir ve üstadına zerre

Asi olma, karşı çıkma

Ey oğul, taşı tuc altın olsun!

(Teraziyi işaret ederek) Ahiret terazisini de anman gerek

Bunu her eline alışında

Bugün darsa dar

Ama yarın bol,

Gelenle geldiği, olanla olduğu kadar

Sabırla dayanıklı ve kanaatkar ol.

Ey oğul, hak al, hak ver

Ki, Hak Taala kazanç ve ömrüne bereket vere,

Dirlik ve düzenlik bulasın işinde

Haydi Allah mübarek eylesin! der

Ve sırtını sıvazlar kalfanın üç kere

Salavat ve Gülbank devam eder

El öpme helalleşme, kutlama.. derken,

Başlar sazlı, sözlü eğlence..

YOL TÖRESİ (İ) HELVA

-İ-

Şüphesiz yine yüce

Allah’ın izin ve emriyle,

Onuncu Yüzyılda, ilk önce

Ebu Abdurrahman Sülemi Iarafından yazılan

Ve Hace Abdullah-ı Ensari’le

Şeyh Feridüddin-i Attari ve

Diğer ulu er kişilerden,

Ahi ocaklarına,

(Ve tabii ehline), temel yasa, ana

El kilabı olarak miras kalan

Sır kaynağı fütüvvetnamelere göre:

Cebrail Aleyhisselam’ın:

"– Ya Adem! Şeddi Vefa derler buna!

Sen de vefalı ol, uyma şeytana.

Sabırla karşıla yani, kaza ve kaderini

Hak’kın ki,

Rızası hasıl olsun. bağışlasın seni!"

Diyerek (Şed) kuşattığı Hazreti Adem’in onuruna,

Süt ve taze hurmayla yapılmış olan..

Ateşi, Fırıncı Pir Abdurrahman-ı Külhan-tab

İle Oduncu Pir İshak Künde-Şiken’in ruhuna

Fatiha yollanarak parlatılan..

Yağı, dergahtaki kara kazana

Masum şehit imam Zeynel Abidin..

Unu, onyedi temelloncanın kurucusu

Küfe’li, Pir Selman-ı Pak

Balı, Müminlerin Emiri Ali Murtaza

Adına gülbank üstünü gülbank

Çekilerek ve nihayet,

Hurmaları da, özellikle Peygamber Muhammed ,

İçin dualar okunarak katılan Safranlı ılık (Helva),

Önce Ahi Baba’ya, sonra yarana

Daha sonra da, on iki hurmayla yine,

Gönülce(Birliğe) işaret

Bir çember çizilerek

(Ve bir iğne konularak ortasına çemberin) (65)

Ayrıca (Allah Cebrail, Muhammed ve Aliye işaret)

(Elif, Lam Mim ve Ayn) harfleri yazılarak

Tahfa kutularının üstüne,

Komşu kasabalardaki Ahi ocaklarına

Eksiksiz dağıtılır.

Çünkü hani demiş ya,

Ahiliğin cönkünü, destanını yazan

Kırşehir’li Ahmet Gülşehri Ozan,

Şeyhi Ahi Evran’a adadığı Mesnevi’sinde:

"Sofraya halkı üşüren ol idi

El ile helva pişiren ol idi"

Ve yine Şemsi Tebrizi Divanı’nda

"Ey Hakimi, fütüvvetin yiğitliğin, erliğin..

Ve mutfak sultanı, mürüvvet ülkesinin!

Sen ki önsözün peygamberliğin,

(Dağıt) gizilice yeme helvayı!"

Demiş ya Mevlana Celalettin-i Rümi

İşte bu altın anahtarlara göre,

Fütüvved, mürüvvet ve helva

Kalu Bela’dan beri bir arada, yanyana (66)

Tarikat üzere, esnaf için

Yüz akı ve mürüvvettir şed.

Ve nasıl fütüvvetsiz olmazsa mürüvvet

Şed de helvasız kuşanılmaz.

YOL TÖRESİ (J) FÜTÜVVET EBCEDI

– J –

Özünü kara toprakla bir tutmalıdır yol eri

  1. (Uğraş) beliyle belliyerek o yer,
  2. (Sevgi) tohumunu ekmelidir oraya
  3. Sıra gelmiştir artık (Marifet) le sulamaya
  4. (Dayanç) ipiyle bağlar gönül rençberi,
  5. (Perhiz) orağıyle biçtiği demetler,
  6. (Kanaat) harmanında,
  7. (Suçtan Çekinme) gücüyle dövülerek
  8. (Sabrın) yardımıyla sapından ayrılan taneleri,
  9. (Razılık) değirmeninde öğütmek gerek
  10. Hamuru (Muhabbet) le bir güzel yuğrulan,
  11. Göz göz olunca da (aşk) Ia pişirilip
  12. (ihlas) tabağına aktarılan arı öz

Sunulmağa hazırdır ulu Tanrı’ya

YOL TÖRESİ (K) NE DEMİŞ TEBRİZLİ KUYUMCU

-K-

Ahi Nacm-ı Zerkub (XIII Yüzyıl)

Kötüleyen: Mutlu olsun, var olsun,

Kafir diyen: Dilerim dindar olsun,

Düşmanıma bile gülsüz yolum yok

Hak’tır varlığı herşeyin, görünüşü halk,

Yoktan var varken yok olanlara bak;

Şeye de, kişiye de bu dünyada kalım yok

Malım, gözü olana arpalık olsun

Sarhoşmuşum ben, aman o ayık olsun,

Dedim dedikle uğraşacak halim yok.

Bir ses bir feryattır elime geçen,

Tebriz’li kuyumcu Nacm-ı Zerküb’um ben,

Altın içindeyim ama pulum yok!